"Ben
şehsuvar!!
sığ sıkıntılar ardınca yükselen belediye otobüsü.."
şehsuvar!!
sığ sıkıntılar ardınca yükselen belediye otobüsü.."
Kayıp bir semtin boşluğuna boca et içimdekileri, Şesu!
Yine, "insan olan yerlerim çok ağrıyor". Çok yara aldım yanıma, kan çanağı yanıma. Öyle bir acı ki, en kör bıçaklar hissettiremez. "Keskin" bir yara.. İçimi kanatan, hiçe kanayan. Kabuk bağladıkça kana teşne. Dışım, mutluluk taklidi yapıyor; çatra patra sessizliği konuşuyor. İçim, hınca hınç hayal kırıklığı, ümitsizlik, çığlık çığlığa geçmiş, karamsarlık, bulutsuzluk özlemi... Hem bunları anlatmak kime yara ki, anlamak neye yara ki? "Sabah olmak her gece kolay mı sanırsınız / Bulutları dağıtıp güneş olarak doğmak"
"Ya pembe buğulu akşamlar, balkonda geçen..?"
Bak, bir çocuk, bakıyor balkıyan gözlerle. Gördüğü şey'in adını bilmiyor henüz. O tatmadığı pembe buğulu illeti sorgulama hatasına düşmemiş. Balkon, o'na güven veriyor, koruyor kolluyor. "Ölümün cesur körfezi gibi evlerde."
Çilingirde oltaya takılmış akşam yemeği, şişesinde balık olunası zemzem ve aşkın radyo aktivitesinde 'veda busesi'.
Gecesi gündüzü vardiyalı, zamansız nadasa bırakılıveren işçilerin günübirlik kazançları.
Hayatın kara yollarını aşmış, alınteriyle ekmeğini taştan çıkaran toprak ana'nın kanadı kırık göçmen kuşları.
Çerden çöpten hayallerle geçinen ev işleri müdüreleri.
Metin'in oğlunun tribün öfkesi; en büyük uğraşıysa Metin olabilmek.
Bak! Yüreğinden ayaklarına kadar süzülen utançla, loğusalı, bebeğini Allah'a emanet ediyor. Ve bir kız çocuğu aslını arıyor. Arayışlarla dolu, kırık dökük çekmeceler ve içindekiler: umutlar, fotoğraflar, beniunutlar, benimettimsenetme çiçekleri, ağustos çıkmazları, ağlatan mutluluklar, geyikli geceler, hüznün kuşları, unutma dostumsun'lar, yangınvar, düşüncesi değil; kendisi, son damla'sına kadar yaşanmış ve yaşandıkça adı anıyla ya da acıyla anılacak nice yazgı.
"Ya da kımıltısız bir kuş ölüsü..!"
Taksimetrenin en açık yerindeyiz, Şesu. Binalar kadar allahın taşıt vergisi de yüksek. Üstü açık arabalarda, gececil kuşların ürkmediği izbelere gidilir ve meblası yüksek yaralar açılır kasalara. Aşkını icra eden erkekler romantik, cömert, alçak gönüllüdür. Kızın mı var derdin var! Aşırı kız yapan maça ası abiler, pek "kızgın"dırlar. Hep doğru ata oynayabilmenin stresi.
Hayatın gümüş tepsi içinde sunulduğu özel bir davet yeri. Sınıf içi entelijansiya kompozisyon yarışmaları. Düşlerini bilemiş kültür bitkilerinin beynelmilel kelime dağarcığı.Zil zurna, yatay ve dikey haz sınırını aşan, hayatı acı frenlerle sollayan beyoğlubeylerin ana sınıf-sosyal bilgiler dert notu hep pekiyi.
Fren yaparken ayağını korkak alıştır. Dur gitsinler! Rastlantıyla bir araya gelmiş kabilede, yaşam zar üstelik.
Bak! 'Zenginliği göbeğinde taşıyan' hayır!'sever bir baba, utancını yoksun!'luğa itiyor. 'İnsanlık belgesli..
Kısacası; taşıyla, toprağıyla, altınıyla 2010 Avrupa Kültür Baş Semti.
"Dolayısıyla ya istiklâl, ya ölüm!"
Kimi sürer Karun sefası, kimi çeker keşkül cefası. Renk körü insanlığın yüzüne nakşolsun diye. Seçilmiş birkaç zihne yarasa gibi çarpsın diye. Yaralarımı müsait bir yerde bırakmak istiyorum. Evet, bu hakkımı kullanmak istiyorum, Sayın Işık.
C) Arka kapı, lütfen!
"İstanbul bu!...hürriyete mecburdur!"
__________________________________________________________________________

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder