O gece yandık yan yana. ah, bir damla dökülmedi ağzından ağzıma. ah sevgilim, ne gerek vardı onca yangına. allah korumuş ikimizi de o gün. bi' verdiğimiz varmış birbirimize. yoksa 'ölüm de yetişemezdi ambulansa.' demem o ki; elinden bir bardak su yeterdi ayıbı silip süpürmeye.
"Güzel çoban, bir içim, bir yudum su testinden
Bugün sıcak yine pek, sanki her yanım yanıyor"
Sen ille cehennem ehline ateşle temizle dedin ayıbımızı. peki ona da tamam, ona da ok. kalkıp gitmiyorum, bak hala burdayım. inadına gitmiyorum, inadına seni kaybedeceğim. inadına arabesk dinleyeceğim senden. - bak model almıştık bu sözleri; "değmesin ellerimiz, buluşmasın o gözler" diyordu grup. bari bırakayım da elini piç olmasın şarkımız da da da. teninle konuşmak istemiyorum şu ara. sonra işin yoksa duş. sonra duşla birlikte bu aşk burada biter miter. al başına belayı; en başına. korkuların etekleri tutuşsun.
Dizle beni sevgilim. hani hıncını dizinle çıkarmaya çalışmıssın ya benden. hani ben bu aşka hep örülmüş bir duvar gibiydim ya. görmek istedim nasıl da vurmuşsun beni duvardan duvara. örgülerini çözmeye çalışsam da suçlarımın, sen hep duvara karşı'sın. ısrarla geriyorum aramızda inleyen o teli. hatta sen yollarımdan, okul günlüğümden geçerken, ben oraya kandili yanmış bir çocuk gibi iplerden tuzaklar kuruyorum. düşesin de kırılasın beni sevmediğin yerlerinden. allahtan kırık çıkık olmadı da yalnız şu dizlerin beni sevmiyor mu ne? bak onların yüzünden günışığı görmeyecek kemiklerimiz. söyle onlara, bir uzmana görünsünler, dışlasınlar anksiyeteyi. duyan da agorafobisi var bunların sanacak. söyle, sokak ortasında rahatsızlıkları tutarsa ellerimle sararım yaralarını. aşkı yokuşa sürmesinler daha da. ya da onları evde bırak da gel yanıma.
Sevi'n gayrı. çoğalıyorum sana bölünerek. bölünüyorum çoğalarak. şu aramızdaki bişeysel üreme organımız yok mu? amip gibi sardı çevremizi. ayak mı yapıyor ne? gel-git; git-gel. ne yalancı ayakları var değil mi? "Kızım sen bana güvenmiyorsun ki aşık olasın!" diyor ya ağız dolusu öfken.
"Ben güve-ne-bili-yorum oğlum!" Mesela güvenden korunmak için naftalin koyuyorum ceplerime. Güven bana bu yüzden yaklaşamıyor olsa gerek.
-Bakışlarımda sanat arama, onlar benim ünlemlerim.
Oooff off! şiirlerin de eski tadı kalmadı. eskiden masaj gibi gelirdi meylime gelen sevda sözleri. yüreğimi çocuk gibi okşardı çocuk. bir kelâmda sildim hepsini. 'söz tanık olsun diye yaşadığımıza'ydı onca kelâm ' amentü'yle başlamıştım 'ikigen sonzuluğu'ndaki zamanımızı cem etmeye. kutsal bir grev gibiydi, sofradan yarı tok kalkmak, yataktan uykulu kalkmak, bulduğun masaüstü, dizüstü ne varsa oturmak ve "hiç tanımadığın bir erkeğe sırf sana benziyor diye usulca sokulup merhaba demek." bir şarkı duydum kalbim acıdı. "içimi açtım sana, içini açmak için." sonra ben 'içinden doğru sevdim seni.' kimler şahit olmadı ki kuşkumuzun şiddetine. Ve ben senden birşey öğrendim; artık gereksiz ünlemler almıyorum cümlelerime.
Sevgilim, o zamanlar kumraldı gökyüzüm; kırmızı bir kuşun soluğuyla uçuvermeye kanatlı. yoksulduk; ah yine yoksun'luk savaşı veriyorduk. geceler kısaydı. ocak başındaydı ömrümüz hatırlarsan. yanıyordu gençliğimiz. gün doğmadan neler doğardı bıraksak. öyle bir gün'eş doğdu ki ömrüme; ben o günü kutlayamadım. gün bana kızgın; öfkeli; kırmızı soluğuyla bir boğanın. yaklaşsam canımı yakacak biliyorum ama koordinatlarını vermeliyim kırıldığım yerin diyorum içimden. yaz gitsin diyorum içimden; sen anlat kırılganlığını; varsın ayaz kalsın içinde. “seni kırdığım yerden beni de kırdılar. ben hiçbir cümleye ağlayamam artık seni.” diyorum sevgilim; sadece senin olmak istemiştim diyorum.
"biliniyor şarkıların sırası bizde
biliniyor hayat bizden razıdır
otların sarardığı yerlerde güneş
kurşunun değdiği yerde heves kalmıştır"
"Serde ressamlık var azcık" bütün gün yüzünün atlarıyla uğraşmışım; "yüzün müdür acaba yolumu dolaştıran?"-yanlış bir mesaj yollamışsın, demişsin ki: "Aynada görünmüyor yüzün artık baktığımda."
"Bir bulup bir kaybettiğim
Yani bir gezginin hep gittiği,
Senin yüzün benim yüzüm değil mi?"
"Ateşler içinde bırakıyorsun sana biriktirdiğim suyu"
Ben Seni Seviyorum Bunda Bir Kasıt Yok, diyorum anlamıyorsun. her ateşle imihanımızda silip atıyorsun beni hayal değirmeninden. s.ktirip gidiyorum ben de her defasında. 'mahsur kalıyorum, meçhul oluyorum, şehit düşüyorum alacânım,
indi
mi
göğsüne
heves?
'Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının, benim yüzümden kesmişsin umudunu onlardan. Çok iyi hatırlıyorum; "sıkıldığım zaman kıydığım ilk organım saçlarım oluyor" demiştin bir keresinde. sonra sevgilin seni nerenden başlarmışmış sevmeye falan.
1."Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez."
-Bütün kara parçalarında
Afrika dahil.-
2. Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
3. Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
4. Sen asıl bunlara bak bunlar dudakların
Bunların konuşması olur öpülmesi olur
Sen yine de;
"U
z
a
t
saçlarını.
Yarimsen.."
Ne kadar koklasak, öpsek, okşasak da bir o kadar da kırıyoruz, yakıyoruz, incitiyoruz en birinci, ikinci yerlerimizi. karanfil değil gül değil; biz ağzımıza yenilgidendeliyedönmüştribünü alıyoruz. iki sevgili değil, iki zıt kutup. iki düşman. iki holigan oluyoruz artık. kıran kırana bir maçta sonuna kadar kendini savunmalısın diyor filmin tanıtımında. savaş diyor. nefret ettiğin birini düşün. kargaşa başladığında sakın kaçma diyor. Yeşil Sokak Holiganları'yız biz seninle. kıyasıya mücadele eden birtakım şeyleriz işte. fenerbahçe-galatasaray. bursaspor-beşiktaş. skorların da hesabını tutmadıydık tühh. heder ettiydik haftasonlarımızı, haftabaşlarımızı, haftaiçlerimizi. Daralandakısapaslaşmalar şu yaşadığımızın özeti.
Bir şey var şu bizim durumumuz ona benziyor
Umarsızlığı yüceltmek mi?Renkleri beklemek belki..." sonra bir sevişme geliyor günün en demli yerine. [ engin KPSS bilgilerime dayanarak söylüyorum; denge-dengesizlik-denge kuramının ta kendisiyiz yemin ederim. ben sende özümlemeyi sevdim, ben sende adaptasyonu sevdim ben sende piaget'yi sevdim.]
O sıra; İlhan Berk dizeleri resmi geçidini gerçekleştiriyor iletişim ağlarından:
-Bakmak Aşktır;
-Üç Kez Seni Seviyorum Diye Uyandım
-Güzel Irmak;
-Çok Uzun Bir Gündü Aşka Dönüyordum
......................
..........
...
.
.
.
Benim deyimimle 'anafor' senin deyiminle 'tazyik' kıvamında şeylerdi hepi topu; benseninlenoktanokta. hırsızın devirdiği eşyalar kadar tehlikeliydi bir zamanlar. sanki değişen ne? bana kendini hiç bırakmadın ki. o vakit, tam da bu vakit." diye mırıldandığını duydum harflerinin. bence sen de haklısın dı rı rımmm benn-ce sen de haklısın. "aklımdan çıkmıyorsun dedim; başka türlüsünü yorgunum anlatmaya."
"Belki umurumdasın evet umurumdasın.." ondandır sema gibi dönüp dönüp döndüğüm sana. bak başım dönüyor ikimizden. ondandır gittiğim her yere seni de götürmem. ondandır gitmediğim yerlerde seni beklemem. misal yüxexesli bir konserde bağırıyorum; "aşkııııııııııııımm, çok iyi çalıyorlar; bunlar insan de ğiiil!" o değil de ben seni bursalara götürdüm. elimde seni su sanan bir çakıltaşı ile adınınbaşharfini paraf attım sahile. görüyorsun ya dönüp dolaşıp aynı şeyi dikte ediyorum kendime.
bak bana ürktükçe kendimi yanlış bir adıma
ürktükçe kendimi kısacık bir harfe
dağlara mesela, düşlere, dumana
sana...
adamış gibi kışkırtıyorum kendimi yolları
derin bir adım daha at
ertele içimdeki uçurumları
-Ah be kızım, bazı yerlerinde gülüyorum; bazı yerlerinde hüzünleniyorum, yine de senin şu yazdıkların abesle iştigal!
Evet, evet. aynen böyle düşünüyorsun. temcit pilavı gibi aynı şeyleri ısıtıp ısıtıp sunma önüme diyorsun. ya hep, ya hiç. yeter be gülüm olaylar sağanağına tutma daha. yetmez mi ikimize bir sağanak. iğne deliğinden Hindistan'ı mı görüyorsun sevgilim; nasıl düşünebiliyorsun öyle bir adam olduğumu?
-Düşü Ne Biliyorum.
.
.
.
-öyleçokşeyvarkibaksanadair-
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder