Mart 31, 2011

Kentin Ol

"Gençken, güzelken, karnımız aşağıya dümdüz inerken, sevinçler, üzüntüler, varoluşumuz ve gece yatağımızda düşündüğümüz şeyler sonsuza dek sürecek zannederken, müzik çalarken, müzik hiç susmazken, plağın bir yüzü bittiğinde öbür yüzünü çevirmeye koşarak giderken", ...ken, ...ken, ...ken, kentin caddeleri spot ışıklarını yüzümüze söndürmeye başladığı ana kadar hep kendi kendimizeyken nasıl da uçuşuverdi gar duvarlarına yalnızlığımız. Sallanan eller aslında bizimle gelmediler, hiç bırakmadılar arda bırakılanın elini. Gözler son gördüğü yüzün ifadesini kopyaladı bir başka yüze her bakışta.



Bir şehri başka bir şehirle değiştirmekle ilk adım atılmış oldu küçük kalabalığımızdan büyük büyük kalabalıklara yol almak için. Hepimiz birer kentin timsaliydik artık; kentleşmiştik. Kentimize sığmaya başlamıştık, sığdırmaya da başka kentlileri. Alışmaktı bu kelimenin tam anlamıyla; uzlaşmak kendimizle. Düşünülmüş taşınılmış ve eskinin eski olarak kalması, mantığı bürümeye başlamıştı çoktan. Geride kalması gereken de ayak izlerimizin silindiği yerle silinmeye yüz tutmuştu. Gözden uzak olan gönülden de ırak olur gibi babaanne lafları beynimizin bir kenarında çalkalanarak kıvam buluyordu. Dünyaya pencereden bakmanın çaresizliğe abanmayla eşdeğer sızıları uyandırdığını farkedince, elbette kendine çekidüzen verme zamanı gelmişti.

["bazı salak kuşlar konduğu pencerelere tutsak"]

Babaanne ilkesi, kenti fetheden bir ülkeydi besbelli. Doğru sözün haceti büyük olsa gerek gerek.


"Kent,
Kibar ve fahişe sıfatlarla
Kus barsaklarında tembelleştridiğin ilkeyi."

Aah..!




 "Ben ne büyük bir dalgınlıkla bakmış olmalıyım ki hayata
görmedim orda çinko damlar ve plastik sürahilerin tanrısını
yerimi yadırgadım.."

2 yorum:

Melusiné dedi ki...

"biz bu kentlere sığdık da
bu kentler bize sığmadı âsiya
ah son kuşlar da vuruldular dağlarda!"

Cibelle dedi ki...

"sözüm yok işte yüzüm işte akşam
sesimde anıların sessizliği
sonunda bir soru gibi kaldım yine kendimle
kentin kırık aynasında eksildikçe düşlerim
söyle, benim ömrüm bu kente uğradı mı?
sahi ben hiç ömrümü kendime yaşadım mı?"